21 Mayıs 2009 Perşembe

survivor


Aman bir haftadır rezil olmadığım kimse kalmadı. Keşke ağzımı açmasaydım da şu arkadaşlarımın diline düşmeseydim! Neymiş, ben Survivor’a katılamazmışım. Hani sevgili Ahmet Utlu’nun sunuculuğunu üstlendiği şu yeni yarışma programı…Ama korkmayın, ne gelin seçiliyor ne damat, hatta Semra hanım bile yok desem inanır mısınız? Bir grup insan, ıssız bir adada, doğal koşullarda, medeniyetten uzakta yaşam mücadelesi veriyor. Aynı bizim akşam yemeğinde verdiğimiz mücadele gibi… Masadakiler bir taraftan tıkınıp bir taraftan izlerken, “Olamaz! Olamaz!” dedikçe ben aşka geliyorum ve boş bulunup “Ne var yani bunda? Ben de yapabilirim” diyorum. Keşke demez olaydım! Arkadaşım Gamze bir kahkaha patlattı. – Tabii canım, tabii yapabilir, zaten yapmışlığı da vardır!
- Aaa, ne var yahu? Doğada yaşamaya bayılırım, her türlü güçlüğü karşı savaşabilirim. Hatta böyle bir ortamda kaldım da. Üstelik koşular daha ağırlı çünkü Noyan da vardı!
- Doğru, kaldı, hem de balayında. Yaşamın çok zor olduğunu bir turistik adada, Maldivler’de…
-Kolay mı sanıyorsunuz binlerce börtü böcek içinde yaşamayı! Dile kolay, tam bir hafta.Balayının ilk sabahı koluma düşen kertenkeleyi hiç unutmadım. Bana asırlar kadar uzun gelen uçak yolculuğum, dört tane yamyamın arasında tekneyle adaya ulaşma mücadelemiz, karaya yaklaşırken yerde gördüğüm yüzlerce yengeç ve 20 dakika süren karaya ayak basabilme savaşım, muzları maymunlara kaptırmamak adına yaşadığım kabus ve maymunların tarafında savaşan Noyan’a karşı direnişim!... Bu arada Noyan yine beni can evinden vuran cümleler sarfetmeye başladı:
- İyi de hayatım o muzları biz zaten maymunlar için almamış mıydık? Tutturdun “Vermem de vermem, bu muzlar benim” diye…Çingene misin sen kızım yaaa aaa..ama lütfen!

AL BİR HİNDİSTANCEVİZİ PATLAT KAFAMA.
Etraftakiler bu durum karşısında gereksiz gereksiz gülmeye başladı tabii. Verdiğim mücadele kimin umurunda? Onlar güldükçe Noyan bey aldı sazı eline ve başıma gelen tüm garip olayları arka arkaya sıralamaya başladı:
- Yaşadıklarımız aslında anlattığından daha vahimdi.Hele hele bir karış derinliğindeki azgın bir denizde atlattığı bir boğulma tehlikesi vardı ki tahayyül bile edemezsiniz. İşin garip tarafı, kafasını suyun dibinde unutsa bile boğulamayacağı kadar sığ bir yerde, bir varil suyu yutarak, az kalsın ölmeyi başaracaktı. Millet coşmuştu, herkesin benimle ilgili ne kadar anısı varsa ortalığa döküldü. Eminim çok eğlendiler. Üstelik eğlenceleri bununla da bitmedi çünkü dersimi hala almamıştım. Televizyonu kapatacağıma, tekrar yarışmaya dönüp güya havayı değiştirme düşüncesiyle, iki saatte ateş yakamadıklarını, niye kibrit kullanmayıp da şov yaptıklarını sorarak, kaş yaparken göz çıkartıp, milleti daha da coşturduğumun farkında değildim.Güya hırsımı yarışmacılardan almaya kalkıp, harika bir yorum daha yapınca, Gamze sandalyeden düştü ama düşmeden önce benim zekamla ilgili güzel düşüncelerini paylaştı:
- Kibrit yok adada kuşum, ondan! Dedi. O yok, bu yok! E yuh artık, tuvalet kağıdı bile mi yok? dediğim an, bittiğim an oldu. Programın içeriği tekrar tekrar anlatıldı. Bozuntuya vermeden,
- Ne var canım, madem şartlar öyle, onsuz da olur, bunsuz da! dedim.Ta ki karınca yiyen arkadaşı görene kadar. Özene bözene hazırladığım çubuk makarnamın yarısı dışarıda kaldı, yutamadım. Noyan da bana benzediğinden tuvaleti kapan kazanır diye koştuk…. Bir sopanın ucundaki bütün karıncaları yedi yarışmacı arkadaş, hem de leblebi gibi! Hadi, çiğ balık malık neyse de karınca bu, eti yok budu yok, neyini bulup yerler zavallıcığın?Iğğğğğyyy! Mümkün değil.
- İşte! Diyor Noyan, İşte buna dayanamam, beni aşar!Her şeyi yapabilirim ama bunu asla! Meral bak vasiyetimdir, aklında olsun… Hani olur da ıssız bir adada kalır ve bir karıncayı yemek zorunda kalırsam beni uykudayken hallet emi! Öyle tabanca, çakı, çekiç falan da gerekmez.Zaten bulamazsın da. Sen iyisi mi al bir hindistancevizi, patlat kafama, olsun bitsin. Yemeyeyim.Öleyim gitsin! Diye vasiyet ederken bir taraftan da öğürerek tuvalete koşturdu. Şu hale bakın sevgili okurlar, bir macera dizisini izlemek bu denli maceralı olabilir mi?

2005

6 yorum:

  1. Yine güldürdünüz beni. Benden de size bir öneri. "Gri omuzlu,geniş gözlü." Eskilerden. Bir beyaz dizi gırgırı. Beklerim. Sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. :)) ben nerden buldum bu blogu duramıyorum, hanım iyice işkillenmeye başladı, napıyor bu diye süzüp duruyor

    YanıtlaSil
  3. :)))))uuuu durummm fenaaa kapat hemen sayfayıııı kapatt aranı bozmaaaa:)))

    YanıtlaSil
  4. asumannncımm canımmm benim adam gerçekten griii omuzlu diildi dimiiii:SSSS:)))) günler sonra sorma cesareti buldum yeminle yaa:)))

    YanıtlaSil